Kayıtlar

Pedofili Tetikleyicisi Anneler !

Resim
İnsan beyni illüzyona meyilli, göz aracılığı ile gelen bilgiyi yanlış redakte edebilen bir organ.Daha somut ifade ile yerdeki meyve çekirdeğini örümcek zannedebiliriz ya da yolda gördüğümüz herhangi birinin arkadaşımız olduğundan emin olmamıza rağmen o kişi arkadaşımız çıkmayabilir. Doğruyu anlamak için kısa bir zamana ihtiyaç duyarız ve saliseden daha az bir süre zarfında  'zannettiğimizi' anlarız. Dolayısı ile şunu söyleyebiliriz : Beyin bize her zaman nesnel olanı fısıldamaz. 'Normal' olarak tanımladığımız (ki benim için normalin tanımı biraz değişik ama şimdi buna hiç ilişmeyeyim) beyin sınırlarına sahip bir insan,  bu ayırıma azami sürede ulaşır. Yani çekirdeğin bir örümcek olmadığını , yolda gördüğü kişinin yanına gitmeden onun zannettiği kişi olmadığını dikkatlice bakınca fark eder. Peki bu ayırımı yapamayanlar  ? Genetik ya da psikiyatrik nedenlerle bu kontrolü yapamayan kusurlu organizmalar ? Onlar ısrarla örümcek gördüklerini söyler,bağırır ve ...

Şule Gürbüz ve Tezer Özlü'ye Not :

Resim
Klişelere ve ortamlarının idealizelerine itiraz eden , bunlarla ilgili soru soran , soruları akıl acıtan , dışlandıkları için kendileri ile gurur duyan , kandırıkçı samimiyetleri reddeden , aklının ücrası ile eyleşen insan kısmısı ne mühim. Muhtemelen hiç bilinmeyecekler.Çünkü bu azınlığın diyeti "bilinmemek" yahut "müstehzi bakışlar.. .

Gerçeğe Göz İle Gidilmez

Resim
"...dünya böyle bir yer ,sizin haberiniz olmadan sizinle ilgili planı olan devasa alaycı kütle.kimsenin onu umursamadığını düşünerek yol alan bisikletli adam,bir kadının şehirdeki en güzel fotoğrafını çekmesine neden olabiliyor.o kadar ki kadının umrunu çelebiliyor.adamın arkasında ne olup bittiğine dair zerrece haberi yok,lakin sorsan 'gözümle gördüğüme inanırım ben' diyor.insan bu...hep gözüne,kulağına inanıyor,aksini iddia edene deli diyor..."

Öz Nedir ?

Resim
     Bir bebeğe zorla birşey yediremezsiniz.Bir bebek yan masadaki yabancıların kim olduğunu umursamadan o masada merak ettiği birsey olursa  uzanır alır, evirip çevirip inceler. Yüzünüze bakınca üzgün müsünüz , heyecanlı mısınız anlar. İnsanın donanımlarını safiyâne ve etkin kullandığı tek dönemdir bebeklik.  Zamanla "çevre" denilen delişmen güruhun dikey yatay etkileri bu hali bozar. Kırmamak için o yemeği yeriz ve yalan söylemeyi öğrenmişizdir artık."Hayır" demek yanlış sayılmıştır, zorla istemediğimiz birşeyi yapmak ise "nezaket". Merakımızı dürten herhangi birşeyi gidip soramayız, çünkü ya ayıptır ya kurallar vardır ya da yanlış anlaşılabiliriz... Yahut bilgisizlik etiketi yemek incitir bizi.Halbuki daha kırıcıdır bilmediğinle ilgili düşünmek. Keşke hep çocuk kalsak hasreti de buradan gelir. Çünkü insan kendinin ne olduğunu en çok yine kendi bilir...

Sahi Namaz Nedir ?

Resim
Sahi NAMAZ nedir ?Sâlât (namaz) ; Tanrının; azametin,yüceliğin,yaşamın ve ölümün sahibi olmasından sebep, Tanrıya övgü sunmak ve onunla iletişim kurmak için insanın ayakta durarak ve secde ederek medite olması,beden kaslarının gevşediğini hissedip,zihnini durulaştırması demektir. Duru ve yavaş bir zihin ile secde etmek,secde anında yaşam ve ölüm sisteminin sahibini düşünmek ve kendi cümleleri (kişinin ana dili) ile övmek, Büyük Kudret Sahibi ile insanın telepati ile pekişmesi ve yenilenmesidir. Eğilip kalkma ritüeline sayı baremleri koymak Yaratıcının emri değildir.Emir tamamen sâlât'ın "konsantrasyon ile insanın kendini, Yaratıcısını ve yaratılanları düşünme" sistemi üzerine kuruludur.Sâlât (namaz) belli periyotta , anlamı bilinmeyen kelimelerle, folklorik hızda eğilip kalkma borcu değildir...  Camiler ; Yaratıcı ile kontak kurmak isteyenlerin birer meditasyon merkezidir.   bence yani

Bir Bilge Fahişe Olabilir , Fahişe de Bir Bilge

Resim
Çocukken televizyonun en çok kontrast düğmesini severdim.Bana istediğim gibi görme hakkını veriyordu sonuçta. Kıpkırmızı dudaklı adamlar yapıp gülmek gibi mesela.Halbuki aslında görüntü ben ne yaparsam yapayım kendi özgün niteliklerini koruyor, sadece üzerine benim istediğim versiyonu yüklüyordu.Tabi bunu  büyüyünce öğrendim :) Farkettim ki insan bunu yalnızca televizyona değil birbirine de yapıyordu.Hangi versiyonu sevdiyse ayarı orda bırakıyor ve karşıdakinin gerçek renklerini görmeyi reddediyordu. Yani bir fahişenin bilgece birşey söyleme ihtimali yoktu ya da bilge sayılanlar asla pornografi düşünemezdi.Yanılıyoruz söyleyeyim.Bence bu ikisi de birilerinin umrunda olmasa da oluyor. Birilerinin renkleri başka birilerini sadece görüntüde boyuyor. Çünkü yalnızca kendi renkleri bâki kalıyor 

Ben Annemle Babamın Kopyası Olmayacağım !

Resim
Biz bizden önce gelenlerin devamıyız değil mi? Zannediyorum bu konuda itirazı olan yoktur. Form değiştiriyoruz, bire bir aynısı olmuyoruz ama bir döngünün içindeyiz. Tencereye konan soğuk su kaynar ve sıcak su olur , sonra buhar olur , buhar yükselir tencere kapağına çarpar , birikir damla olur tekrar su olur suya damlar karışır… Soğuk su oldu,sıcak su oldu, buhar oldu ,damla oldu , su   oldu , hatta damlayken hızla düştü tencerede kayboldu falan filan.Kaç değişik hal aldı.Şekil değişse de muhteviyat aynıydı.Bence insan da böyle bir dönüşümün içinde.. Mirasçılarımızın aktarımları (iyi-kötü) ile dünyaya geliyor ve bu aktarım havuzunun talimatlarına göre şekilleniyoruz.Ben bir süre “seyirci” koltuğuna geçince fark ettim ki herkes pür telaş devraldığının devamı için uğraşıyor. İyisini kötüsünü (hatta özellikle kötüsünü) devam ettirmek için canını dişine takıyor. Kimse yaptığının aslında ezberletilenden,kodlanandan olduğunu fark etmiyor. (ben de uzunca yaptım kendim...